Kayıtlar

Mayıs, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÜÇ AĞAÇ

Üç ağaç simgesiydi Dipten gelen öfkenin. Özgürlük şarkısı, Götürdü onları, kavgamızın şehrine. yedi tepeli şehirde, Pırıl pırıldı yüzler... İnliyordu meydanlarda yüce kavga, Özgürlük şarkılarıyla... Üç ağaç, üç fidan: Mehmet, Abdullah, Ethem... Yürüdüler... Güzelliği katleden zulmün üstüne... Yüzleri kan revan, Yumruklar sıkılı... Yalnızca  bedenleri değil, Yürekleri de kanıyordu. Yürüyen çocukların gözlerinde İsyan ve özgürlük ateşi yanıyordu.                            04.07.2013                                Asiye Yaşargün (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.  Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. 
 Öyle bir günlerdeyiz ki !. Ölülerimiz sahipsiz, Düğünlerimiz neşesiz, Ağıtlarımız tek başına Gülüşlerimiz donuk!..                                                           Asiye Yaşargün (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.  Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. 

SENİ SEVDİĞİM ZAMAN

Ve ben seni sevdiğim zaman; Mevsim sonbahardı. Her mevsim ayrı ayrı yaşanır Daha değişmemişti iklimler İnsanlar samimi, içten. Evler bahçeli, mahalle bakkalı vardı. Parayla ölçülmezdi değerler. Toprak kırmızı, Taş eksen filiz verirdi. Kıyılarında girilirdi denize, Musluklardan içilirdi su. Yoktu böyle taş duvarlar, Bilmem kaç katlı kuleler. Penceresiz dört duvar  'AVM'  tabutluklar Yoktu.. Seni sevdiğim zaman; Mevsim hep bahardı Ormanlar yemyeşil, Gövdelerini sincaplar sarardı, Göller bir içim su, Ördekler içinde dans eder, Daha kurumamıştı toprak, çatlamamıştı. Parsel parsel satılmamıştı.. Ben seni sevdiğim zaman; İnsanlar eşya değil, Yürek esiriydi. Adını, tadını bilmediğimiz, Meyveler çıkmamıştı Portakalı saç tokamızla delip,  Suyunu içerdik Yoktu daha zımbırtılı sıkacak Kanserli oyuncaklar, Mamalar ! Annemiz yapardı kendi elleriyle. Radyoda arkası yarın, Ne mutlu ederdi! Bütün aile bir arada Siyah beyaz TV ile. On beş günde sinema, İspanyol pantolonlar,  Apartman...

ONUN ADI

Bedenini delik deşik etmişler Ayakları parangalı,elleri kelepçede O, bükülmeyen çelikten bir Kaya Hala duruyor dimdik ayakta Söyleyin buna kim dayanabilir İşte, bu kayayı "Mediha"doğurmuş   Doğurmuşta, yüreği nasıl dayanmış Çelik olsa eğilmez mi,  Toprak olsa ezilmez mi, Taş olsa çatlamaz mı?. O, kendi için bencillik  etmedi Yaptıkları için menfaat beklemedi Tek isteği eşit, adil düzendi Onun adına "Devrim "diyordu Sözlerinde samimi ve sahici Ser verdi sır vermedi O, bükülmeyen çelikten bir kaya Hala duruyor dimdik ayakta Onun adı İbrahim Kaypakkaya                                       17 Mayıs 2021                                        Asiye Yaşargün (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.  Şiirlerin izin alınmadan kopyalan...

KÖMÜR KARASI DEĞİL YÜZ KARASI

Sayıldı kimliksiz bedenler isim isim El, ayak buz kesmiş. Ak alınları, örtmüş kömür karası Somada hava vurgun yemiş Sarmış her yanı kömür kokusu Solmuş ana kuzuları Esir olmuş yokluğun pençesine Sesini soluğunu kesmişler Kuşatmışlar dört yanı Yoklukla, yoksullukla kan, revan, kömür karası, Gözyaşı.. Apansız ölümler, Geride bırakılan sevdalar, Hayaller, umutlar Kalır dipsiz kuyularda Ölümün güzeli olur mu? Söyler kahpe ağızlar Sızlar ipek yüreğim Haramla beslenen harami Şarap niyetine içer yoksulun kanını Ört bas için katlini  Şehit der, kader der ne çekiyorsak suskunluğumuzdan Kaldır başını ey ezilen! horlanan kaldır! Silkele ölü toprağını üstünden, Zulme başkaldır.. Kanma sahte peygamberlere sahip çık ekmeğine, emeğine fabrikada, sokakta  Yürü üstüne haraminin Ödün verme onurundan...                                    17 mayıs 2014                 ...

ÖZLEM

 Suya attığımız taşın hareleri gibi bedenimi ve ruhumu sarıyor. Kimi zaman bir ok saplanıyor kalbimin en derin yerine. Bir yerlerim kanıyor, içim sızlıyor. Siyah bir acı kaplıyor ruhumu ! Ilık ılık akan kan mı, Yoksa ruhumu yere dökülen. Ayaklarının altında bir bez parçası gibi çiğneniyor, Lime lime oluyor. Boğazım düğümleniyor, Boğulmamak için yutkunuyorum. Arkandan bakarken sis içinde kayboluyorsun. Yine kaç özlem sığdıracağım takvim yaprakları arasına. Kaç umut ekeceğim sabahlarıma, Gecem olmayacak. Gözyaşımı saklayacağım yağmurların arasına, Özlemin hiç bitmeyecek...                    Asiye Yaşargün (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.  Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. 

SEVGİLİ ANNECİĞİM,

İşte, yine sensiz bir anneler günü.. Unutulur mu karşılıksız sevgin ? Bana, seni hatırlatır sevdiğin çiçekler, Yaptığın leziz yemekler.. Ben de seviyorum şimdi, Seninle, ıtır çiçeğini, Ekiyorum üç defadır Bahçeye. Hatırlatıyor sonbaharda kasımpatılar Ah ! Ben de saksıları doldursam renk renk, Süslesem balkonun her köşesini Hep geç kalıyorum, Seninkiler kadar güzel olur mu ? Biraz da korkuyorum!. Tadı hiç benzemiyor yemeklerimin, Senin yaptıklarına. Bütün çocuklar gibi ben de arıyorum, Sevgi katan ellerinden, yemeklerini !. Su gibi akan yıllar aldı götürdü dönülmeze! Şimdi çok iyi anlıyorum seni ! Çünkü ben de yılların annesiyim. Lokmanı yutarken zorlandığını, On parçaya böldüğünü.. Senin zamanında anne olmak ne zormuş be annem! Azı çoğaltıp, kısayı uçuca ekleyip mucizeler yaratmışsın, Çocuklarını mutlu etmek için boğulduğunu, Sevgini, yüreğinden koparıp parça parça bölüştürdüğünü, Çocuklarını bir arada tutmak için çırpındığını!. Hangisi yazılır ki sığar mı satırlara ? Büyüdüm anne büyü...

KAYBOLAN YILLAR

Sustuklarımı dinle sevgili, Gün açmış, poyrazdı bakışın. Sönmüş yıldızlardı. Solarken duvara çivili fotoğrafta hayatımız. Yıllar not defteri arasında, Sarı mürekkebi tükenmiş, Kalbimde yorgun bir yelkovan kahrı...                                                    Asiye Yaşargün (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.  Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. 

BU HAVALAR

Yok mu bu yağmurlu havalar! Her yağdığında  alıp alıp, Yokluğunun kucağına atıyor. Bu havalar beni Renkten renge sokuyor, Gözlerime hasretini asıyor, Göğsümün kafesini kuşlar sarıyor, Yağdırıyor özlemini, Damla damla.. İşte, ben böyle yağmurlu havalarda  Sana gelip kapını çalmadan geri dönüyorum Ah ! Kırsam diyorum, Kırsam, bu demir kapıları. Ah ! Açsam diyorum açsam, Yüreğimi açar gibi! Ellerinden tutsam diyorum Toprağa sarılmış, kök salmış saçaklar gibi Yok mu bu yağmurlu havalar ! Doğayı uyandırıyor, Hasreti uyandırıyor, Yeni yeni aşklar sarıyor her yanı Açıyor bademler çiçek, Leylekler topluca uçuyor, Serçeler tek bir dalda cıvıl cıvıl ötüyor, Şarkıları hep aynı nakarat. Yok mu bu yağmur ! Toprağa, yeşil halısını seriyor Üstüne de renk renk çiçekler diziyor Her yağdığında alıp alıp  Yokluğunun kucağına atıyor. Bu havalar beni renkten renge sokuyor!..                                   ...
Sen de benim gibi baksaydın,  b ak nasıl güller açardı zemheri ayında!..                                                                                  Asiye Yaşargun (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.  Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.                                                                                                                      ...